Dolar 42,6961
Euro 50,2615
Altın 5.910,66
BİST 11.456,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 26°C
Az Bulutlu
Adana
26°C
Az Bulutlu
Cum 26°C
Cts 23°C
Paz 19°C
Pts 17°C

Donmuş Anılar ve Yitirilen Zaman

Donmuş Anılar ve Yitirilen Zaman
12 Şubat 2010 01:35 | Son Güncellenme: 18 Mart 2026 21:09
361

En son nerde kalmıştık?.. Hatırlayamıyorum.

Ne de olsa görüşmeyeli epey zaman oldu. Üstüne üstelik aramız da soğudu sözün doğrusu.

Havalar soğudu, Pozantı da soğudu. Bardaktaki çayım da soğudu, parmaklarım kalemden soğudu. Ben de hayattan soğudum…

Anlayacağınız her bir şey buz kesti. Ee ısınmaya çalışmak farz oldu artık…

Hem toparlanmak, kendimize gelmek, hayatın bir ucundan da olsa inadına tutunmak gerek…

                             İntihar

Yıkıldı bütün ümitlerim, kalmadı hayallerim

Bana şimdi her yer zifiri karanlık

Issız bir mezarlık olmuş gençliğim

Hayat denen çirkef bataklığın içindeyim

Körpe bedenim sararmış bir sazlık

Kör olmuş gözlerim, kısılmış sesim

 Çığlık atamıyorum, yok sanki dilim


İçiyorum ecel suyunu kan gibi ılık

Acımasızca giydiriyor kefenimi ellerim

Darağacındayım artık son vakitlerim

Kurtuluşum imkansız her yanım bataklık


Yok kahpe dünyadan son bir dileğim

Bilmesin kimse bu benim son matemim

Yağlı ilmek boğazımda, titriyor dizlerim… (hy)

Diye geceler boyu bir şeyler karaladıktan sonra hayata yeniden tutunmak, tıpkı çocukken traktörün kasasına asılmak için nefes nefese koşmak gibi bir şey olsa gerek.

Ama ben hiç tutunamazdım işte… Yakalayamazdım kasasından traktörü…

Şimdilerde koşuyorum peşinden, en azından koşmaya çalışıyorum.

 

Veda
Yavaş yavaş çekiliyor deniz
Hissediyor musun?
Neden dudaklarımız kurudu?
Gözlerimin içi mi yanıyor?
Yoksa alev alev yanan mı biziz?

Ne yaşamak kaldı bir şeyler umarak
Ne de ölmek tadı
Bir türlü bırakmıyor yakamı bu acı.
Şimdi artık keşkeler zamanı
Geride yalnız soluk hatıralar kaldı
Onlar da yanıyor harlı harlı…


Hediyelerini hiç merak etme
Hemen yolluyorum adresine
Kusura bakma eskittim, kirlettim onları

İçine de bir not düştüm:
Hakkını helal et be Kadıkızı… (hy)

Diye de “veda” ettim bu hayata ama yok yok siz benim öyle bir anlık öfkeyle veda ettiğime de bakmayın. Veda diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.

Sadece unutmaya yer yok, unutmak yok. Şairin dediği gibi

“Gelmek için seni unutmamı bekliyorsan;

hiç gelmeyeceksin demektir.

Gittiğine inanmıyorum;

gel demeyeceğim.”

Öyleyse vedalaşmadık.

Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Özleme bir diyeceğim yok.

O, kömür kırıntıları içinde parlayan bir elmas parçası.

O, nefes alışı sevgimizin,

kavuşmalarımızın anlamı.

O, tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı, hayatımız özlemlerle güzel..

Şimdi gene sesleniyorum son nefesimmiş gibi bu dizeler:

 Gelse cemalinden vefâ
Yahut celalinden cefâ
İkisi de şu gönlüme sefâ
Kahrın da hoş lûtfun da hoş…

Not: “İntihar ve “Veda” isimli şiirler bizzat kalemimden çıkmıştır. 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.