Dolar 42,6961
Euro 50,2615
Altın 5.910,66
BİST 11.456,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 19°C
Hafif Yağmurlu
Adana
19°C
Hafif Yağmurlu
Sal 19°C
Çar 22°C
Per 15°C
Cum 16°C

APARTMAN MAHKÛMLARI

APARTMAN MAHKÛMLARI
17 Haziran 2020 01:59 | Son Güncellenme: 3 Kasım 2023 02:00
335

Bizler, apartman mahkumları olmadan önce müstakil, ocaklı evlerimizde yaşarken evimizin bir köşesinde ekmeklik denilen içi boyumuza kadar yufka ekmekle dolu büyük tahta dolaplar vardı. Şu an az da olsa köylerimizde bu ekmeklikler dolu haldedir. Yufka ekmek, sofra serilmeden önce yere serilmiş peştemalin üzerine yatırılıp bir güzel sulanır sonra on dakika kadar alışır, yumuşar dürülüp sofraya konurdu. Evde yufka ekmek yoksa bile bir kenarda bir çuval un bulundurulur, soba kuruluysa üzerinde; yaz mevsimiyse ocak yakılır altı küllenen sacda mayalılar (şepit), bazlamalar, sıkmalar, börekler, çörekler yapılırdı.

Bu söylediğim şeyler aslında kötü günlere hazır tedbirlerdi. Bunu da en son daha çok İkinci Dünya Savaşı’nda kıtlık görmüş insanlarımız yapardı. Ekmeksiz ev olmaz derdi dedem ve anneannem. Çünkü her an için çarşı ekmeğini (somunu) bulup almak mümkün olmayabilirdi. Hiç umulmadık bir yerden, umulmadık bir tanrı misafiri gelebilirdi önüne sofra serilmesi gereken.

Müstakil evlerin müştemilatından biri de ocaklı, bacalı ekmek eviydi. Bizim de ekmek evimiz vardı. Annem de ebeveynleri gibi konu komşularla keşik (imece) usulüyle yufka ekmek yapardı. Hem kışa hazırlık hem de çat kapı gelen misafirlerimize ekmeksiz yakalanmamak için. Bereketlenirdi de hemen tükenivermezdi ekmeklikteki çıtır çıtır yufkalar.

Şimdi apartman mahkumları olarak yaşayabilmeye çalışırken salgın gibi kıran gibi olağanüstü günlerde elbette ekmek fırınlarının kapısında koronavirüs‘ü falan unutup kucak kucağa sıraya giriyoruz. Bugüne kadar toplam kaç yüz tane bulaşım oldu acaba insandan insana fırın ve market kuyruklarında?

Su ve ekmek varsa hayata tutunabiliyoruz.

Allah korusun ya savaş çıksaydı nolacaktı?

Fikirsiz ve tasasızca, tedbirsiz ve tembelce yaşamaya devam mı!?

Özümüzden koptukça hayatımız da pamuk ipliğine bağlı bir hâle geliyor farkındasınız değil mi?

Bütün bu başımıza gelen musibetler bir ders tabi; ama almayı bilene.

Korona’ya karşı bilinçli ve tavizsiz bir şekilde yaşamaya alışmalıyız.

Ve her türlü adı sanı bilinmeyen salgın ve doğal afetlere karşı…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.