<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar &#8211; Pozantı Medya</title>
	<atom:link href="https://pozantimedya.com/yazarlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://pozantimedya.com</link>
	<description>Pozantı&#039;nın Güncel İlk ve Tek Haber Sitesi, Pozantı Haber (Güncel Haberler, Fotoğraf ve Video içeren bir haber portalıdır.) Pozantı Haberleri - Pozantı Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Mar 2026 15:39:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2023/11/cropped-YENI-PM-LOGO-3-kopya-32x32.png</url>
	<title>Yazarlar &#8211; Pozantı Medya</title>
	<link>https://pozantimedya.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Harun YÜCEL Yazdı: İLBER ORTAYLI</title>
		<link>https://pozantimedya.com/kose-yazarimiz-harun-yucel-yazdi-ilber-ortayli</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/kose-yazarimiz-harun-yucel-yazdi-ilber-ortayli#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Yücel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 08:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=6897</guid>

					<description><![CDATA[Nasıl ki bazı insanların varlığı zehirli bir yılan gibiyse; bazı insanların varlığı da panzehir gibidir. Tarihin, milletin ve devletin manevi meydanları asla boş bırakılmamalı; bu manevi meydanlar, sahiplerini koruyup kollayanlarla doldurulmalıdır. Zehirli yılanların zihniyeti, öldürmekten ziyade hedefindeki insanları mankurtlaştırarak kendi zihniyetini enjekte edip kendi hegemonyalarını sürdürmektir. Bu hedef, bir iki günlük bir plan değil; nesilden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nasıl ki bazı insanların varlığı zehirli bir yılan gibiyse; bazı insanların varlığı da panzehir gibidir.</p>
<p>Tarihin, milletin ve devletin manevi meydanları asla boş bırakılmamalı; bu manevi meydanlar, sahiplerini koruyup kollayanlarla doldurulmalıdır.</p>
<p>Zehirli yılanların zihniyeti, öldürmekten ziyade hedefindeki insanları mankurtlaştırarak kendi zihniyetini enjekte edip kendi hegemonyalarını sürdürmektir. Bu hedef, bir iki günlük bir plan değil; nesilden nesile zehirlerini zerk ederek uzunca bir devri kapsayan sinsi bir plandır, projedir.  Böylesi bir sinsi planın karşısında askerden veya ordudan ziyade, parlak ve çevik bir beyin durmalıdır; çünkü bu durum biraz da savaş öncesinde iki tarafın da mübarizlerinin birebir dövüşmesine benzer.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6898" src="https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/1-1.png" alt="" width="1254" height="717" srcset="https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/1-1.png 1254w, https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/1-1-300x172.png 300w, https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/1-1-1024x585.png 1024w, https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/1-1-768x439.png 768w" sizes="(max-width: 1254px) 100vw, 1254px" /></p>
<p><strong>İşte İlber ORTAYLI da zehirli yılanların bu sinsi planına karşı en önde durup savaşan Türk milletinin, Türk devletinin böylesine güçlü bir panzehiriydi. Parlak ve çevik bir “millî beynimiz”di. Yukarıda bahsettiğim manevi meydanlarımızın en gözü pek ve en donanımlı düşünce eriydi.</strong></p>
<p>İlber Hoca, koca ve derin bir bilgi küpü ve bu küpe sığmayan bir denizdi. Geride bıraktığı kitaplarıyla elbette yine manevi meydanlarımızın eri olarak kalacaktır fakat benim nazarımda hayattayken, canlı kanlı ve yer yer yumruğunu masaya vururcasına yaptığı açıklamaları kadar güçlü tesiri artık sağlayamayacaktır ne yazık ki. Çünkü zehirli yılanların sinsi planlarına karşı sessiz çığlık atan kitapları, onun direkt dudakları arasından çıkan sesli çığlıkları kadar tesirli ve güçlü olamayacaktır. İşte İlber hocanın ölümünde en çok üzülmememiz gereken nokta tam da burasıdır. Diğer bir deyişle <strong>Türkiye Cumhuriyeti, İlber Hoca’nın ölümüyle tarih mahkemesindeki en güçlü avukatını kaybetmiştir.</strong> Sözde Ermeni soykırımı, Kıbrıs meselesi, Atatürk’ün önemi, Cumhuriyetin korunması, Türklüğün savunulması, Türk sosyetesinin prensipleri ve benzeri konularda zehirli yılanların saldırgan ve yok sayan tezlerini, onun ortaya koyduğu somut antitezleriyle çürütülmüş ve bu değerler varlığını koruyagelmiştir. Tarih mahkemesinin duruşmaları, dünya siyaseti döndükçe devam edecektir. Elbette İlber Hoca’nın yerine geçip onun üstlendiği ve sahiplendiği görevi yerine getirebilecek Türk evlatları yetişecektir.</p>
<p>İlber Hoca’nın yerinin dolması ise üniversite amfilerinden ve sessiz kitaplarının varlığıdan ziyade aktif ve dövüşen bir tarihçiliği benimseyen yani televizyonlarda, konferanslarda milletin gözü önünde zehirli yılanlarla açık açık mücadele eden ve dobra dobra savaşabilecek tarihçilerimizle mümkün olacaktır. Çünkü <strong>biz Türk milleti, sessiz çığlık olan kitaplardan ziyade karşımızda kanlı canlı konuşan tarihçileri duyan bir milletiz. Kitap açıp cevap aramayız da İlber Hoca gibi cevapları bize öğretenleri duyarız.</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6899" src="https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/2.png" alt="" width="963" height="678" srcset="https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/2.png 963w, https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/2-300x211.png 300w, https://pozantimedya.com/wp-content/uploads/2026/03/2-768x541.png 768w" sizes="(max-width: 963px) 100vw, 963px" /></p>
<p>Manevi meydanlarımızı boş bırakmayıp meydana çıkıp zehrini saçmaya çalışıp zihinleri bulandıran yılanlara derhal cevap veren, o yılanların kafasını ezen tarihçilere muhtacız. Kısaca, bağıran, yumruğunu masaya vuran yaşayan kitaplara muhtacız.</p>
<p>İlber Ortaylı yaşayan bir kitaptı bizim için. Hatta kitapdan öte kütüphane diyebileceğimiz bir kafaydı. Tam da Atatürk’ün tarif ettiği bir entelektüeldi.</p>
<p><strong>Onun ölümü sonrası meydanı boş bulan sinsi ve zehirli yılanlar derhal onun savunduğu fikirlere yani milli değerlerimize ve kimliğimize dil uzatıp zehirlerini saçmaya başladılar bile.</strong></p>
<p>İlber Ortaylı tarihimizi yazıp milli değerlerimizi savundu ve artık tarihimizi yapanların yanına intikal etti. Artık kitapları raflarda, bedeni mezardadır, onun duruşuna ve mücadelesine can, kan, öfke ve nefes olacak aktif tarihçilerimizin meydanı boş bırakmamasına ve tarih mahkemesinde bizim avukatımız olacak tarihçilerimize ihtiyacımız vardır. Ağzından zehirli salyalarını akıtan güruha anında dersini veren ve mankurtlaşmamıza fırsat vermeyen ilbervâri tarihçilere ihtiyacımız vardır.</p>
<p>İlber Hoca, sahip olduğu ilim ve irfanıyla bizim <strong>“kuvayi ilmiye”</strong>mizdi. Allah rahmet eylesin mekânı cennet olsun. Ruhu şad olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/kose-yazarimiz-harun-yucel-yazdi-ilber-ortayli/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“KILAVUZ HATİCE’NİN MEZARI NEREDE?!!!”</title>
		<link>https://pozantimedya.com/kilavuz-haticenin-mezari-nerede</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/kilavuz-haticenin-mezari-nerede#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Yücel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 12:13:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=5957</guid>

					<description><![CDATA[Gülekli Kılavuz Hatice Gözünü budaktan sakınmayan, yüreği mangal gibi bir yörük kadınıydı Kılavuz Hatice. Karboğazı yaylasındaki kıl çadırında yaşıyor, keçilerinin başında çobanlık yapıyordu. Bu dağ başında çoğu zaman tek başınaydı ama korku nedir bilmezdi, çadırının orta direğindeki mıha astığı çakaralmazının varlığı Hatça’ya gerekli güveni fazlasıyla veriyordu. O günlerde Fransızlar her yerde babasının tarlasında gezer gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gülekli Kılavuz Hatice</strong></p>
<p>Gözünü budaktan sakınmayan, yüreği mangal gibi bir yörük kadınıydı Kılavuz Hatice.</p>
<p>Karboğazı yaylasındaki kıl çadırında yaşıyor, keçilerinin başında çobanlık yapıyordu. Bu dağ başında çoğu zaman tek başınaydı ama korku nedir bilmezdi, çadırının orta direğindeki mıha astığı çakaralmazının varlığı Hatça’ya gerekli güveni fazlasıyla veriyordu. O günlerde Fransızlar her yerde babasının tarlasında gezer gibi geziyordu. Ne özel mülkiyet kalmıştı ne de konut dokunulmazlığı. İşte bu yüzden çakaralmazını patlamaya hazır tutuyordu Hatice.</p>
<p>Yakın zamanda Gülekli Lütfi (YÜCEL) Hoca fransızların Tekir tepesi civarında bulunan cephaneliğine bir gece yarısı sızmış ve içi mühimmat dolu binayı havaya uçurmuştu. Bunun üzerine Türklere iyiden iyiye öfkelenen fransızlar daha da sert bir mizaca bürünmüş ve dağda tek başına yaşayan bir yörük kadınını bile tehdit olarak görmeye başlamıştı.</p>
<p>Ekmeğini emeğinden çıkarıp çocuklarının kursağından haram lokma geçirmeyen Kılavuz Hatice’yi unutulmaz kılan, Pozantı’yı işgal eden 600 fransız askerini Karboğazı’nda müthiş bir pusuya düşürmesi oldu. Tarihe damga vurup tarihin akışını değiştiren kutlu kadın Kılavuz Hatice, cesaretinin ve zekasının keskinliği ile elde ettiği bu büyük başarıyla Atatürk’ün ve tüm Kuvayimilliyecilerin vermeye çalıştığı ortak mücadelenin vücut bulmuş haliydi. Kılavuz Hatice tabiri caizse Fransız taburunu bir güzel paketleyip 44 Gülekli Kuvayimilliyecinin önüne atıverdi ve geriye kuvvacıların sadece tetiğe basması kaldı. Fransız komutan Mesnil tarih önünde fare kapanına kısılmış bir fare gibiydi artık.</p>
<p>Gülekli Kuvayimilliyecilere teslim olan aciz Fransız askerlerine de Türklüğün merhameti gösterildi ve etli bulgur pilavı ile buz gibi yayık ayranı ikram edildi. Kılavuz Hatice’nin kurnazlığı ve 44 Gülekli Kuvayimilliyecinin azmiyle kazanılan Karboğazı Zaferi Ankara’da büyük bir coşkuyla kutlandı, gözler sevinçten dolu dolu oldu.</p>
<p>Bu destansı zafer artık eskiye nazaran çok daha fazla bilinir ve hatırlanır oldu. Karboğazı Zaferi ve Gülekli milis güçleri, tarih kitaplarındaki yerini alırken, romanlara da konu olmaya başladı. Böylelikle bu büyük insanların unutulmazlıkları pekişirken; biz yeni nesillerin de onlara olan ahde vefası daha da arttı.</p>
<p><strong>KILAVUZ HATİCE’NİN MEZARI NEREDE?!!!</strong></p>
<p>Karboğazı Zaferimizin önemini daha önceki yıllarda da yazan ve gündeme taşıyan biri olarak yine bir aydır Karboğazı Zaferimizi derinlemesine düşünüp araştırırken bir anda <strong>“KILAVUZ HATİCE’NİN MEZARI NERDE ACABA”</strong> diye aklıma acı bir soru geldi. Çok acı ve üzücü bir soruydu bu, çünkü böyle bir soru zihinlere hiç gelmemeliydi, Gülekliler evinin yolunu bildiği gibi Kılavuz Hatice’nin mezarını da öyle bilmeliydi. İnternet başında bu soruya netice alınması imkansızdı ama gene de birkaç siteden bakındım ama malesef bir bilgiye ulaşamadım. Bazı sosyal medya kullanıcıları Kılavuz Hatice’nin mezarının İNKÖY’de olabileceğini yazarken bazıları da Pozantı’nın DAĞDİBİ köyünde olduğunu belirtti. Keşke böylesine önemli bir kadın kahramanımızın mezarı kaybolmasaydı da şanına yakışır bir şekilde anıt mezar yapılsaydı. Kılavuz Hatice için değmez miydi?!!! Kılavuz Hatice’nin bir mezarı olsaydı ve Türk çocukları ziyaret edip ruhuna bir Fatiha okusaydı çok güzel olmaz mıydı?!!! İnsan beyni somutçudur, somut olanı daha çok hatırlar ve anar. İşte şu an mezarsız bir Kılavuz Hatice var ama mezarı olan bir Kılavuz Hatice her zaman ve her yerde daha çok var olurdu ey Türk Milleti!!! Bulun şu mezarı ve anıt mezar yapın da zihnimize gelen acı soru cevap bulsun ve ahirette Kılavuz Hatice’nin yüzüne bakacak yüzümüz olsun!</p>
<p><strong>Harun YÜCEL </strong></p>
<p><strong>1 Ekim 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/kilavuz-haticenin-mezari-nerede/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar Nasıl Beslenmelidir?</title>
		<link>https://pozantimedya.com/cocuklar-nasil-beslenmelidir</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/cocuklar-nasil-beslenmelidir#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurselin Abacı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Jul 2023 21:41:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=64</guid>

					<description><![CDATA[Bebeklik döneminde sağlıklı beslenmeyi tercih ettiğiniz için sizleri tebrik ederim. Ancak çocuğunuz büyüdüğünde etrafında bulunan rafine şekerler ve abur cuburlarla tanışmaya başlayacaktır. Ayrıca sebze ve meyve yedirmekte zorlanacağınız zamanlar olacaktı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili anneler,</p>
<p>Bebeklik döneminde sağlıklı beslenmeyi tercih ettiğiniz için sizleri tebrik ederim. Ancak çocuğunuz büyüdüğünde etrafında bulunan rafine şekerler ve abur cuburlarla tanışmaya başlayacaktır. Ayrıca sebze ve meyve yedirmekte zorlanacağınız zamanlar olacaktır. Bu durumla başa çıkmak için aşağıdaki önerilere göz atabilirsiniz:</p>
<p>Öğün düzeni: Çocuğunuz için düzenli öğünler önemlidir. Kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği ve ara öğünlerin düzenli olmasına dikkat edin. Bu öğünlerde protein, karbonhidrat, yağ ve lif gibi tüm besin gruplarını içeren yiyecekleri sunmaya özen gösterin. Bu, çocuğunuzun büyümesi ve gelişmesi için önemlidir.</p>
<p>Süt ürünleri: Süt, peynir, yoğurt gibi süt ürünleri kalsiyum ve protein açısından zengindir. Çocuğunuzun günlük kalsiyum ihtiyacını karşılaması için bu ürünleri tüketmesini teşvik edin.</p>
<p>Meyve ve sebzeler: Meyve ve sebzeler vitamin, mineral ve lif açısından zengindir. Çocuğunuza renkli ve çeşitli meyve ve sebzeler sunun. Onlara çeşitli meyve ve sebzelerin faydalarını anlatarak sebze ve meyve tüketimini teşvik edebilirsiniz.</p>
<p>Su tüketimi: Su, vücut için önemli bir bileşendir ve susuzluğu önlemeye yardımcı olur. Çocuğunuza su içmeyi alışkanlık haline getirmesini ve şekerli içecekler yerine su tercih etmesini sağlayın.</p>
<p>Zararlı yiyeceklerin sınırlanması: Şekerli içecekler, abur cuburlar, fast food gibi işlenmiş gıdalar sağlıksızdır. Bu tür besinlerin tüketimi, çocuğunuzun ileride obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini artırır. Bu nedenle bu tür besinlerin tüketimini sınırlamaya çalışın. Çünkü bazen abur cuburları ödül olarak sunarak çocuğunuzun ilgisini çekebilirsiniz. Örneğin, &#8220;Meyveni yersen çikolata yiyebilirsin&#8221; veya &#8220;Yemeğini bitirirsen sana sürpriz var&#8221; gibi cümleler kullanabilirsiniz. Ancak yemeğin ve abur cuburların zamanının ayrı olduğunu  arada sırada abur cubur tüketebileceğini anlatmanız önemlidir.</p>
<p>Rol model olma: Ebeveynler olarak çocuğunuz için en büyük rol model sizlersiniz. Eğer siz meyve ve sebze tüketiyorsanız, çocuğunuz da sizinle aynı sofrada onları gördüğünde onları yemeye daha istekli olacaktır. Ancak fast food tarzı beslenip abur cubur tüketiminiz fazlaysa, çocuğunuz da onlara yönelebilir.</p>
<p>Sevgiyle ve sağlıkla kalın.</p>
<p>Diyetisyen Nurselin Abacı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/cocuklar-nasil-beslenmelidir/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Ek Gıdaya Geçiş Süreci</title>
		<link>https://pozantimedya.com/bebeklerde-ek-gidaya-gecis-sureci</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/bebeklerde-ek-gidaya-gecis-sureci#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurselin Abacı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2023 21:38:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=62</guid>

					<description><![CDATA[Değerli bebek annelerim biliyorum ek gıdaya geçiş sürecinde kafanız karışıyor. Aklınıza birçok soru geliyor.  Etraftan, komşulardan, ailenizden birçok öneri tavsiye duyuyorsunuz ben hangisini yapıp uygulayacağım diyorsunuz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğimizin büyümesi, zeka gelişimi, hastalıklardan korunması açısından doğumundan itibaren 2 yıl çok önemlidir. Eğer sütümüz varsa ilk 6 ay boyunca bebeğimizi anne sütüyle beslememiz yeterli olacaktır.</p>
<p>Ek gıdaya erken veya geç başlamanın zararları vardır. 4 aydan önce ek gıdaya başlandığında ishal, enfeksiyon hastalıkları, alerjik reaksiyonlar, anne sütünde azalma görülebilir. Ek gıdaya geç başlandığında ise büyüme geriliği, bağışıklıkta azalma, ishal, enfeksiyon hastalıkları, vitamin ve mineral eksiklikleri görülebilir.</p>
<p>Ek gıdaya başladığımız süreçte anne sütüne eğer Formula mama kullanıyorsa devam etmeliyiz. İlk olarak besinlere tadım olarak 1 tatlı kaşığı olacak şekilde mevsimine uygun sebze ve meyve püresi ile başlayabilirsiniz. Sonraki başlayabileceğimiz besin ise yoğurttur. Ev yapımı taze, ekşi olmayan yoğurdu 1 tatlı kaşığı olarak bebeklerimize başlayabilirsiniz.</p>
<p>Bebeklerde yumurta ek gıdaya başlanırken öncelikle haşlanmış yumurtanın sarısı tam pişmiş bir şekilde 1/4 başlanmalıdır. Halk arasında yeme kolaylığı olduğu için rafadan yumurta önerisi gelebilir anneler bu konuya dikkat etmeliyiz. Tam pişmemiş yumurtada mikroorganizmalar oluşabilir. Bebeğiniz için zararlıdır.</p>
<p>7. ayda bebeklerde çiğneme hareketleri başlar.  Püre kıvamında iyi ezilmiş kıymalı ve sebzeli yemekleri yiyebilir. Yumurta sarısının tamamı, yoğurt, et, tavuk, balık,  sebze püre veya sebze çorba yiyebilir.</p>
<p>8. ayda dilin iki yana doğru hareketleri ile lokmayı ağzında döndürür. İyi ezilmiş tuzsuz ev yemekleri, tam yumurta, tahıl ve kurubaklagil ezmeleri yiyebilir.</p>
<p>12. ayda kolay çiğnenebilen tüm yiyecekleri aile sofrasında oturup yiyebilir.</p>
<p>12 aydan önce inek sütü, keçi sütü, koyun gibi sütler alerji durumuna neden olabileceği için verilmemelidir. Ayrıca çilek, bal da alerjik reaksiyonlara neden olabilir. 1 yaşında kontrollü bir şekilde başlanmalıdır.</p>
<p>Bebeklerimizin böbrekleri 1 yaşına kadar tam gelişmemiş oldukları için 1 yaşına kadar yemekleri tuzsuz yapılmalıdır.</p>
<p>Sevgili annelerim bebeğinizi en iyi siz tanır ve beslersiniz. Lütfen çevreden gelecek olumsuz yorumlara, farklı önerilere karşı içiniz rahat olsun. Aklınıza takılan sorular için çocuk doktorunuzdan veya diyetisyeninizden yardım alabilisiniz.</p>
<p>Sevgiyle kalın.</p>
<p>Diyetisyen Nurselin Abacı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/bebeklerde-ek-gidaya-gecis-sureci/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://pozantimedya.com/kurban-bayrami-beslenme-onerileri</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/kurban-bayrami-beslenme-onerileri#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurselin Abacı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jun 2023 21:37:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=60</guid>

					<description><![CDATA[Kurban bayramında kafalarda en çok eti ne zaman yemeye başlayacağız? Eti hangi yöntemlerde pişirme yapacağız? ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban bayramında kafalarda en çok eti ne zaman yemeye başlayacağız? Eti hangi yöntemlerde pişirme yapacağız?  nasıl besleneceğiz soruları oluyor. Bu yazımla size bu konulardaki soru işaretlerinize cevap vermiş olacağım.</p>
<p>Kurban eti kesildiği gibi tüketilmesi bir gelenek olmuştur. Anında mangalları yakar, kavurmalar yaparız. Fakat bu durum sindirim yolu hastalıklarına yol açmaktadır. <strong>Kurban eti kesildikten sonra 12-24 saat arasında dinlendirilmelidir.</strong> Bu sürede et ideal yumuşaklığı ve lezzete ulaşmış olup çiğnemesi ve sindirilmesi daha kolay olacaktır.</p>
<p>Pişirme yöntemi olarak kızartma &#8211; kavurma yerine <strong>haşlama, fırınlama ve ızgara gibi</strong> yöntemleri tercih edebilirsiniz. Eğer mangal yapılacaksa ateş ile et arasında 15-20 cm kadar mesafe olmalıdır. Etler kömürleşecek bir şekilde pişirilmemelidir.  Etleri kendi yağında pişirmeye özen gösterip etin üzerinde görünen fazla yağlar alınmalıdır.</p>
<p>Kurban Bayramı&#8217;nda et tüketimi artabilir. Ancak, denetimini sağlamak önemlidir. <strong>Bir öğünde ideal olarak 100-150 gram et tüketimini</strong> hedefleyip yanında bol miktarda sebze, salata ve lifli tüketmeyi unutmayın.</p>
<p>Bayram sürecinde yeterli miktarda su içmeye dikkat edin. Su vücudumuzun düzgün bir şekilde çalışmasını sağlar, tokluk hissini verir ve susuzluktan korur. Sofralarımızda gazlı içecekler ve şekerli içecekler yerine suyu tercih etmeliyiz.</p>
<p>Bayramda tatlılar, çikolatalar, şekerler ikram edilebilir. Bunların <strong>aşırı tüketiminden uzak durulmalıdır.</strong> Düzenli bir beslenme alışkanlığı oluşturun. Ana öğünleriniz ve ara öğünleriniz belli olunca fazla besin alımından uzak durabilirsiniz. Sevdiklerinizle beraber fiziksel aktivite yapıp yürüyüş yapabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/kurban-bayrami-beslenme-onerileri/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklara Kurban Bayramını Anlatmak</title>
		<link>https://pozantimedya.com/cocuklara-kurban-bayramini-anlatmak</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/cocuklara-kurban-bayramini-anlatmak#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jun 2023 21:34:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=58</guid>

					<description><![CDATA[Bayram herkes için farklı anlamlar içermektedir. Çocuklarda ise bayramın anlamını algılama yetisi içinde bulundukları gelişim dönemine göre değişkenlik göstermektedir. Çocuklar için bayram; sevgi, hediyeleşmek ve mutluluğun sembolüdür. Bayramlar çocukların sosyal ve duygusal anlamda gelişimine katkı sunmaktadır. Hayvanları seven ve onlarla bağ kurabilen çocuklar için kurban bayramı hassas olan bazı noktaları taşıyabilir. 12 yaşlarından itibaren çocuklar soyut [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayram herkes için farklı anlamlar içermektedir. Çocuklarda ise bayramın anlamını algılama yetisi içinde bulundukları gelişim dönemine göre değişkenlik göstermektedir.</p>
<p><strong>Çocuklar için bayram;</strong> sevgi, hediyeleşmek ve mutluluğun sembolüdür. Bayramlar çocukların sosyal ve duygusal anlamda gelişimine katkı sunmaktadır. Hayvanları seven ve onlarla bağ kurabilen çocuklar için kurban bayramı hassas olan bazı noktaları taşıyabilir.</p>
<p>12 yaşlarından itibaren çocuklar soyut düşünme becerileri geliştikçe bilgi almaya daha hazır olurlar. Kurbanın bir ibadet olduğunu ve bunun bu bayram içerisinde yaşandığını idrak etmeye başlarlar. Bu dönemde kurbanın manevi yönü ve kurban kesimi hakkında bilgiler de paylaşılabilir.</p>
<p>Okul öncesi ve ilkokul düzeyindeki çocuklar henüz soyut düşünme becerileri gelişmediği için kurbanı ve kurban bayramını tüm boyutları ile anlayamazlar. Bu dönemdeki çocuklarımızla kurban bayramını sevdiklerimizi ziyaretler, hediyeleşmeler ve yardımlaşmalarla yaşayabiliriz. Çocuklarla bayramın sosyal yönünü yaşamak uygun olacaktır. Kurbanın teslimiyet yönü, hayvanı kurban etmek gibi konulara bu yaş grubu hazır olmayacaktır.</p>
<p>Bayram sabahı, odasını süslemek, yeni kıyafetlerini giydirmek anılarında güzel izler bırakacaktır. Çocuklarınıza içinde bayram geçen hikâyeleri ve anıları anlatabilirsiniz. Bayram bilincini geliştirmek için akraba, arkadaş ziyaretlerinden söz ederek bu ziyaretlerinin öneminden bahsedebilir, ziyaretlerinizi birlikte gerçekleştirebilirsiniz. Bir diğer husus ise <strong>çocukların kurban kesimine yakinen şahit olması hassas bünyelerinde travmatik süreçlerin başlamasına yol açabilir.</strong> Bu yüzden 12 yaşından küçük çocukların kurban kesim alanlarında bulundurulmamasına dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong>Kültüre ve Yaşa Göre Etkiler Değişiyor</strong></p>
<p>Çocukların kurban kesimini görmemesi ve sonucunda oluşabilecek olası olumsuz etkiler, çocukların yaşadıkları bölge ve kültüre göre farklılıklar gösterebilmektedir. Hayvancılıkla uğraşan bölgelerde, daha önce defalarca hayvan kesimini gören çocuklar, kurban bayramında hayvan kesimini gördüğünde, şehirlerde yaşayan ve eti sadece markette gören çocuklar kadar olumsuz etkilenmeyebilirler. Fakat genel olarak çocuklara kurban kesme davranışı anlatırken ve dikkat etmemiz gereken noktalar  yaş gruplarına göre değişmektedir.</p>
<p><strong>Çocuk kaç yaşında olursa olsun, kurban kesimini izlemeye zorlanmamalıdır.</strong> Kesim anına şahit olmuş çocuklara ise hayvanın acı çekmediği vurgusu yapılıp, bayramın sosyal boyutlarına vurgu yapılmalıdır. Çocuk kurban kesiminden dolayı üzüldü ya da korktu  ise bunu geçiştirmeden ya da alay etmeden, duygusunu paylaşmasını sağlayıp, dinlenmelidir.</p>
<p>Çocuklarımızın sağlıklı psikolojik ve sosyal gelişimi için hepimizin dikkatli davranacağı, huzurlu ve mutlu bir bayram dilerim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/cocuklara-kurban-bayramini-anlatmak/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fibromiyaljide Fizik Tedavinin Rolü: Ağrılarınızla Başa Çıkmanın Yolu</title>
		<link>https://pozantimedya.com/fibromiyaljide-fizik-tedavinin-rolu-agrilarinizla-basa-cikmanin-yolu</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/fibromiyaljide-fizik-tedavinin-rolu-agrilarinizla-basa-cikmanin-yolu#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yücel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 21:33:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=56</guid>

					<description><![CDATA[Fibromiyalji, yaygın kas ağrısı, yorgunluk ve hassasiyet gibi semptomlara neden olan bir kronik ağrı bozukluğudur. Bu rahatsızlıkla yaşayan insanlar, günlük aktivitelerini yapmakta zorlanabilirler ve yaşam kaliteleri düşebilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde özellikle bayanlarda sıklıkla karşılaştığımız problemlerin başında gelen Fibromyalji yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu ve kas iskelet sisteminde belli noktalarda hassasiyet ile karakterize bir sendromdur.</p>
<p>Belirtiler subjektiftir ve herhangi bir testle ölçülemez. Hekimler bazı ayırt edici bulgular geliştirmiştir.</p>
<p><strong>Fibromiyalji noktaları</strong>, hafif basınç uygulamakla bile ağrıya neden olabilen 18 farklı alanı içerir.</p>
<p>Bu tetik noktalarının neden olduğu ağrı, vücudun birçok bölgesini etkileyen tutarlı künt bir ağrı olarak tanımlanabilir. Eski yönteme göre bilinen 18 tetik noktasının en az 11&#8217;inde yaygın ağrı ve hassasiyet varsa kişiye fibromiyalji tanısı konur. Tetik noktalarından bazıları şunları içerir:</p>
<ul>
<li>Başın arkası</li>
<li>Omuz üstleri</li>
<li>Üst göğüs</li>
<li>Kalçalar</li>
<li>Dizler</li>
<li>Dirsekler</li>
</ul>
<p>Yukarıda sözü edilen hassas noktalarda ağrı dışında fibromiyaljide görülen başka belirtiler de vardır. <strong>Fibromiyalji belirtileri</strong> aşağıda sıralanmıştır:</p>
<ul>
<li>Yorgunluk</li>
<li>Uyku problemleri</li>
<li>Uzun süre uykuya rağmen dinlenmiş hissetmemek ve yataktan kalkmakta zorlanmak</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Depresif ruh hali</li>
<li>Kaygı</li>
<li>Odaklanmada veya dikkat vermede zorluk</li>
<li>Alt karın bölgesinde ağrı</li>
<li>Nefes almada zorlanma</li>
<li>Kulaklarda çınlama</li>
<li>Egzersize karşı dirençsizlik ve çabuk yorulma</li>
</ul>
<p>Hastalığın bilinen net bir nedeni yoktur ve bu sebeple sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılır.</p>
<p>Fibromiyaljinin nedenleri tam olarak açıklanamamakla birlikte, bazı faktörlerin vücudun işleyişini bozarak yaygın ağrı ve hassasiyete yol açtığı biliniyor. Nedenler net olmasa da bazı görüşler ileri sürülmüştür:</p>
<p><strong>Fibromiyalji atakları</strong> stres, fiziksel travma veya grip benzeri alakasız sistemik bir hastalığın sonucu olabilir. Beyin ve sinir sisteminin normal ağrı sinyallerini yanlış yorumlayarak aşırı tepki göstermesi beyindeki bir kimyasal maddedeki dengesizlikten kaynaklanabilir.</p>
<p>Hormonal sistemde, sinir sisteminde ya da kas işlevlerinde bozukluk,</p>
<p>Sempatik sistemdeki aşırı çalışma,</p>
<p>Santral sistemdeki nörotransmitter dengesizliği,</p>
<p>Uyku bozukluğu, depresyon, anksiyete gibi psikolojik temeli bulunan sorunlar,</p>
<p>Yoğun iş yaşamı gerektiren stresli sektörlerde çalışma,</p>
<p>Mükemmeliyetçi, titiz, duygu durumu çabuk değişen kişilik yapısı,</p>
<p>İşkolik olma durumu</p>
<p>Toplumda erkeklere kıyasla kadınları üç kat daha fazla etkilemektedir. Hastaların %80 ila 90’ı kadınlardan oluşur.</p>
<p>İş yaşamı yoğun ve stresli olan, kişilik yapısı bakımından mükemmeliyetçi olarak değerlendirilen kişiler yüksek risk grubunda yer almaktadır.</p>
<p><strong>En sık karşılaşılanbulguları</strong><br />
<strong>Ağrı:</strong> Yaygın ağrı en sık belirtidir. Hastalar ağrılarını tanımlamada zorluk çekerler. Daha çok boyun, sırt ve bel bölgesinde yaygın ağrıdan yakınırlar. Kol ve bacaklarda da ağrı olabilir.</p>
<p><strong>Yorgunluk:</strong> ilk ve önemli şikayetlerdendir ama önemsenmez dinlenince geçeceği düşünülü. Hastanın günlük yaşamını önemli ölçüde etkiler. Hasta sabah yataktan yorgun kalktığını ve tüm gün yorgunluğun devam ettiğini ifade eder.</p>
<p><strong>Uyku bozuklukları:</strong> Hasta uykuya dalamadığından veya sık uyandığından yakınabilir. Bazen de uyku süresinin yeterli olduğunu ama uykunun dinlendirici olmadığını ya da hiç uyumadığı hissi ile uyandığını ifade edebilir.</p>
<p><strong>Bunların  dışında</strong> sabah tutukluğu, konsantrasyon ve bellek bozukluğu, karın ağrısı, ishal, kabızlık, sık idrara gitme, eklemlerde ağrı, baş ağrısı, göz ve ağız kuruluğu, el ve ayaklarda uyuşma, huzursuz bacak sendromu, yeni şeyler öğrenme ve odaklanmada zorlanma, hafıza problemleri gibi hastalığa eşlik edebilen başka belirtiler de mevcuttur, ancak bunların hepsi her hastada gözlenmeyebilir.</p>
<h2><strong>Fibromiyalji egzersizleri nelerdir? </strong></h2>
<p><strong>Her zaman dediğim gibi fizik tedavinin en etkili formu egzersiz yapmaktır. Fibromiyalji belirtileri</strong> ve atakların kontrolünde egzersiz yapmak büyük fayda sağlar. Vücutta düzgün bir postür sağlayan, kasları kuvvetlendiren ve dayanıklılığını arttıran egzersizler <strong>fibromiyalji tedavisinin</strong> ayrılmaz bir parçasıdır. Egzersiz yapanlarda ağrı ve yorgunlukta hafifleme ve uyku problemlerinde düzelme olduğu görülür. Fakat yoğun egzersizler <strong>fibromiyalji belirtilerini</strong> daha kötü hale getirebilir. Bu nedenle <strong>fibromiyalji</strong> hastaları dikkatli olmalı ve fizyoterapist eşliğinde egzersiz yapmalı fizyoterapistine danışmalıdır. Egzersiz yapmaya kendini çok zorlamadan hafif hareketlerle başlamalıdır. Öncelikle yürüyüş, yüzme, bisiklete binme gibi hafif aktiviteler yapılabilir. Zaman içinde kaslar geliştikçe daha uzun sürelerle aktiviteler planlanabilir ve daha farklı egzersizlere geçilebilir. Aerobik, germe ve güçlendirme egzersizleri kısa sürelerle başlanıp yavaş yavaş artırılabilir.</p>
<p><strong>Fizik Tedavi</strong></p>
<p>Eğer hastamız yukarıda sıraladığımız egzersizleri yapamayacak düzeyde ağrılı halde ise öncelikle ağrılarını dindirip egzersize öyle yönelmelidir. Ağrı tedavisinde fizyoterapist ile manuel terapi seansı uygulanan hastaların ağrılarında %70 yakın azalma gözlemlenmiştir. Ayrıca Fizik tedavide sıcak uygulama, TENS veya interferans gibi ağrıyı azaltmaya yönelik akımlar, ultrason, lazer, bantlama, kuru iğneleme, tetik nokta enjeksiyonları, yumuşak doku ve eklem mobilizasyonu, Doku Masajı, Klasik Masaj uygulamaları yapılabilir.</p>
<p>Hekiminiz uygun görürse Ozon tedavisi, Bölgesel Enjeksiyonlar, Prp (Trombositten Zengin Plazma) tedavisi başarıyla uygulanabilir</p>
<p><strong>Fibromiyaljiden korunma yolları nelerdir? </strong></p>
<p><strong>Yaygınlaşan bu şikayetlerden korunmak, hastalandıktan sonra yapılacak uygulamalardan tabiki daha kolaydır. O yüzden bu yazımı okuyup bende de olur mu korkusu yaşayan okurlarım için kısaca korunma yöntemlerine de değinmek istiyorum. Fibromiyalji </strong>hayat kalitesini son derece olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. <strong>Fibromiyalji</strong> ve negatif etkilerinden korunmak için;</p>
<ul>
<li>Düzenli egzersiz yapmak</li>
<li>Düzenli ve yeterince uyumak</li>
<li>Çay, kahve gibi uyku düzenini bozabilecek içeceklerden kaçınmak</li>
<li>Stresli durum ve ortamlardan uzak durmak</li>
<li>Sağlıklı beslenmek</li>
<li>Düzenli olarak fizik tedavi, kaplıca tedavisi, klinik masaj gibi uygulamalardan yararlanmak</li>
<li>Kendine zaman ayırmak, sevdiği arkadaşlarla vakit geçirmek ve hoşlandığı hobiler edinmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri oldukça etkili yöntemlerdir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/fibromiyaljide-fizik-tedavinin-rolu-agrilarinizla-basa-cikmanin-yolu/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramı Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://pozantimedya.com/ramazan-bayrami-beslenme-onerileri</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/ramazan-bayrami-beslenme-onerileri#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurselin Abacı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 21:32:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=54</guid>

					<description><![CDATA[11 ayın sultanı Ramazan ayı bizlere veda ediyor. 1 ay boyunca oruç tutup hem bedenimizi hem ruhumuzu dinlendirdik.  Bedenimiz, metabolizmamız 1 ay boyunca farklı çalıştı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11 ayın sultanı Ramazan ayı bizlere veda ediyor. 1 ay boyunca oruç tutup hem bedenimizi hem ruhumuzu dinlendirdik.  Bedenimiz, metabolizmamız 1 ay boyunca farklı çalıştı. Kimileri iftarda, sahurda yiyip içtiğine dikkat edip rahatsızlanmadı, kimileri ise fazla kaçırıp hazımsızlık, kabızlık şikayetleri çekti.</p>
<p>Peki şimdi ne yapacağız? Öncelikle bayramın 1. Günü hafif bir kahvaltı yapmanızı öneriyorum. Peynir, zeytin, yumurta, bol yeşillik, domates ve salatalık gibi. Hamur işi, kızartma, işlenmiş gıda olan sucuk, salam ve sosisten uzak durulmalıdır. Öğle yemeğinde ise hafif bir çorba, zeytinyağlı sebze yemeği veya salata ve yoğurt tüketilebilir. Akşam yemeğinde ise etli bir sebze yemeği veya 3 adet köfte veya 2 tavuk baget yapıp yanında bol salata ve ayran ile tüketilebilir.</p>
<p>Ayrıca tüm gün öğünlerde ekmek olarak tam buğday, çavdar, tahıllı veya kepekli unlardan yapılmış ekmeklerden 1-2  ince dilim tüketilebilir. Milletimizin en çok sevilen özelliği misafirperver olmasıdır. Bayramlaşmaya gittiğimiz evlerde çay, kahve,tatlı, bayram şekeri ikramları oluyor. Fazla çay ve kahve tüketimi çok fazla miktarda kafein içerdiği için, anksiyete, kalp ritim bozukluğu, uykusuzluk, huzursuzluk ve bulantıya yol açar. Fazla miktarda tüketilen tatlı ve şeker  ise kan şekerimizi bir anda fazla yükselmesine ve ardından ise  düşmesine neden olabilir.</p>
<p>Çay,kahve ve şekerli ürünlerin aynı anda çok miktarda tüketilmesi ise dehidrasyon dediğimiz vücuttan fazla sıvının kaybına yol açar. Bu nedenle çay, kahve ve şekerli ürünlerin fazla tükettiğimiz durumlarda su miktarını da fazla tüketmemiz gerekir. Herkese sağlıklı, huzurlu, sevgi dolu bayramlar dilerim.</p>
<p>Diyetisyen Nurselin Abacı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/ramazan-bayrami-beslenme-onerileri/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer Hastalığında Fizik Tedavinin Faydaları Nedir?</title>
		<link>https://pozantimedya.com/alzheimer-hastaliginda-fizik-tedavinin-faydalari-nedir</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/alzheimer-hastaliginda-fizik-tedavinin-faydalari-nedir#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yücel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 21:31:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=52</guid>

					<description><![CDATA[Alzheimer hastalığı, ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır ve bu hastalıkla mücadele etmek oldukça zordur. Fizik tedavi, Alzheimer hastalığı olan hastalara yardımcı olabilecek bir tedavi yöntemidir. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alzheimer Hastalığında Fizik Tedavinin Faydaları Nedir?</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığı beynin fonksiyonel bir bozukluğudur. Hastalığın gelişimi süresince hafıza tahrip olur; bilişsel yetkinlikler, düşünme yeteneği bozulur; zaman içinde en basit işleri bile yerine getiremez hale gelir.</p>
<p>Çoğu vakada belirtiler 60’lı yaşların ortalarında görülmeye başlar. Demans veya Türkçe ismiyle bunama olarak bilinen, yaşlanmaya bağlı bellek ve zihinsel yetenek kaybının yüzde 60’ının sebebi Alzheimer hastalığıdır.</p>
<p><strong>ALZHEİMER KENDİNİ NASIL GÖSTERİR?</strong></p>
<p>• Kısa vadeli hafızanın hayatı etkileyecek şekilde zayıflaması</p>
<p>• Planlama ve problem çözme yetkinliklerinin zayıflaması</p>
<p>• Günlük işleri yapmada güçlük çekilmesi</p>
<p>• Zaman ve mekân konusunda kafa karışıklığı yaşanması</p>
<p>• Diyalogları sürdürmede, doğru kelimeleri bulmada güçlük çekilmesi</p>
<p>• Muhakeme gücünde zayıflama</p>
<p>• Eşyaların yerlerini hatırlayamama</p>
<p><strong>ALZHEİMER NEDEN OLUR?</strong></p>
<p>Beyinde Beta-amiloid olarak bilinen proteinlerin birikerek plaklar, benzer şekilde Tau proteinlerinin de lifler şeklinde yapılar oluşturmasıyla sinirler arası iletişim bozulur.</p>
<p>Amiloid plakları öncelikle hipokampusta oluşur. Dolayısıyla ilk önce hafıza etkilenir. Ardından beyne yayılarak tüm fonksiyonları etkiler.</p>
<p><strong>KAÇ AŞAMAYA AYIRABİLİRİZ?</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının aşamalarını bilmek, sağlık hizmeti sağlayıcılarının ve aile üyelerinin Alzheimer hastalığı olan birine nasıl bakacaklarına karar vermelerine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Klinik öncesi aşama:</strong> Bu zaman periyoduna <strong>‘preklinik evre Alzheimer hastalığı’</strong> denir ve bu durum yıllarca sürebilir. Klinik öncesi aşama hastalığın hasta ve hekim tarafından bilinmesinden çok önceye dayanır.</p>
<p><strong>Hafif, erken dönem:</strong> Genellikle yaşlanmayla birlikte gelen hafif unutkanlık gibi görünebilir. Kişi bu aşamada hafıza eksikliklerinin farkında olabilir. Hastanın arkadaşları, ailesi veya komşuları da bu eksiklikleri fark edebilir. Ancak bu tür belirtiler çoğu zaman yorgunluğa, uykusuzluğa yorulur. Soyut düşünmede zorluk çekmek, Değerli bir nesneyi nereye koyduğunu hatırlamakta zorluk, Konuşma esnasında cümlenin bazı yerlerinde takılma, Aynı soruları tekrarlama, İsim hatırlamakta zorluk, Konsantrasyonla ilgili bazı sorunlar ile kendini gösterir.</p>
<p><strong>Orta dereceli bozukluk aşaması:</strong> Bu aşama genellikle uzun yıllar sürer. Bazı kişiler tanıdık gelse de isimleri hatırlanmayabilir, eş ve çocuklarının adı zaman zaman unutulabilir. Okuma-yazmakonuşmada zorluklar, Önceleri rahat biçimde kullanabildiği eşyanın kullanımında zorluk çekme, Adres ve telefon numarası gibi kendi yaşamlarıyla ilgili ayrıntılar hatırlanmayabilir, Olayları hatırlamada giderek artan sorunlar, Kişinin doğru kıyafeti seçme, giyinme, diş fırçalama gibi günlük aktiviteleri sırasında yardıma ihtiyacı olabilir. Saatlerce sürekli biçimde hareketsiz oturma veya yatma davranışı, Karmaşık etkinlikleri planlarken çıkan sorunlar, Yeni şeyler öğrenirken karşılaşılan büyük sorunlar, Kullandığı ilaçları almayı unutma şeklinde problemler giderek büyür.</p>
<p><strong>Şiddetli, geç dönem:</strong> Bu aşamadaki bir Alzheimer hastası; Yürümek, oturmak, banyo yapmak yemek yemek gibi birçok fiziksel yeteneğini kaybeder. Bazı kelimeleri veya cümleleri söyleyebilse de düzgün şekilde konuşamayabilir. İdrar ve dışkılama kontrolünü kaybedebilir. Hemen hemen tüm aktivitelerde yardıma ihtiyaç duyar. Enfeksiyonlara, özellikle de zatürreye yakalanma olasılığı daha yüksektir.</p>
<p><strong>BU DÖNEMDE BİZİ NELER BEKLİYOR?</strong></p>
<p>Hastanızı mümkün olduğu kadar alışık olduğu ortamdan ve eşyalarından uzaklaştırmayın zira bu değişiklik, yenileri öğrenme güçlüğü nedeniyle demansını belirginleştirir.</p>
<p><strong>Bu dönemde bize ne görevler düşüyor?</strong></p>
<p>• Evin aydınlatmasını artırın.</p>
<p>• Odaların girişindeki engelleri kaldırın.</p>
<p>• Kayabilen ayakkabı ve terlikten kaçının. Evin içinde dolaşmasını kolaylaştırın, eşyaları sadeleştirin.</p>
<p>• Ne yapması gerektiğini, olan biten olayları, tarihi, insanları mümkün olduğunca tekrarlayarak hatırlatın</p>
<p>• <strong>Eşyaları bulmada güçlük çektiğinde;</strong> Dolapların, çekmecelerin, kapıların üzerine neyin ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını Hatırlatan Etiketler yapıştırın</p>
<p>• Giyinmedeki güçlükleri için, düğmeli, fermuarlı giysiler yerine, kullanımı daha kolay olanları seçin. Mümkün olduğunca bırakın kendi yıkansın. Siz hastayı adım adım yönlendirin.</p>
<p>• İdrar kaçırma sorunu başladığında gece yatmadan birkaç saat önce sıvı alımını kısıtlayın. Gün içinde düzenli aralıklarla tuvalete götürün.</p>
<p>• Evin kapısını kilitli tutmanız, evden habersiz çıkıp gitmelerini engelleyebilir Hastanızın evden çıkıp gitmeleri ve sonra yolunu bulamayıp kaybolması olabilir. Dışarıda kaybolma olasılığına karşı, kimliğini tanıtan bir künye veya kimlik kartı ile adres, telefon bilgilerinizi üzerinde taşımasını sağlayın.</p>
<p>• Günlük işlerde size yardım etmesini, eski hobilerini yapabildiği kadar sürdürmesini destekleyin</p>
<p>• Hastanız dönem dönem daha saldırgan, hırçın, şüpheci ve size karşı düşman tavırlı olabilir. Bazen de bağımsızlığını kaybetmesi onu depresyona itebilir. Bu konuda daima hekiminizle ve psikoloğunuzla işbirliğinde olun, bazı tedavi önerileri olabilir.</p>
<p><strong>ALZHEİMER HASTALARINDA FİZİK TEDAVİN FAYDALARI NELER?</strong></p>
<p>Alzheimer tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak yaşam tarzındaki bir dizi değişiklikle birlikte Alzheimer için risk faktörleri bir nebze azaltılabilir. Bilimsel araştırmalar; sağlıklı beslenme, egzersiz yapma gibi kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yönelik adımların Alzheimer hastalığı ve bunamaya neden olan diğer bozuklukları geliştirme riskini de azaltabileceğini göstermektedir.</p>
<p>Egzersiz yapan Alzheimer hastalarında depresyon ve davranışsal problemlerin daha az görüldüğünü, hafıza ve sosyal becerilerde gelişme olduğunu göstermiştir.</p>
<p><strong>Hafif-Orta Evre Alzheimer Hastalarında Egzersiz Alışkanlığı ve Yaşam Kalitesi İlişkisi araştıran bir çalışmanın sonucu:</strong> Düzenli egzersiz alışkanlığı olan hafif-orta evre Alzheimer hastalarında yaşam kalitesi, egzersiz tipi ve frekansından bağımsız olarak egzersiz yapmayanlara göre daha iyidir. Bu hastalarda herhangi bir egzersizin düzenli bir alışkanlık haline getirilmesi önerilmektedir.</p>
<p>(<strong>Hafif-Orta Evre Alzheimer Hastalarında Egzersiz Alışkanlığı ve Yaşam Kalitesi İlişkisi</strong> The Relationship Between Exercise Habit and Quality of Life in Mild to Moderate Alzheimer’s Disease Patients Elvan FELEKOĞLU1, Sevgi ÖZALEVLİ2, Görsev YENER3 1 Dokuz Eylül Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Doktora Programı, Balçova, İzmir İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, Çiğli, İzmir 2 Dokuz Eylül Üniversitesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksek Okulu, Balçova, İzmir 3 İzmir Ekonomi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji AD, Balçova, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji AD, Klinik Nörofizyoloji Bilim Dalı, Balçova, İzmir )</p>
<p><strong>FİZYOTERAPİNİN ALZHEIMER HASTALIĞININ TEDAVİSİNDEKİ ROLÜ</strong></p>
<p>İşlevselliğin Artırılması</p>
<p>Hastanın Güvenliğinin Sağlanması</p>
<p>Semptomların Azaltılması</p>
<p>Kognitif Yeteneklerin Sürdürülmesi</p>
<p>Egzersiz bazı faktörlerin gelişmesini sağlar.</p>
<p>Davranış ve Ruh Halinde İyileşme</p>
<p>Fiziksel İşlev ve Bilişsel Yetilerde Artış</p>
<p>Beden İmgesi ve Başarı Duygusunun Artırılması</p>
<p>Sosyal Etkileşimin Artması</p>
<p>İzolasyon Hissinin Azaltılması</p>
<p>Uyku Kalitesinin Artması</p>
<p>Denge ve Yürüme Yeteneğini Artması</p>
<p>Yeme-Yutma Problemlerinin Önlenmesi</p>
<p>Alzheimer’da yapılan egzersizin hastada esneklik, kuvvet, dayanıklılık ve denge artışı sağlaması gerekir.</p>
<p><strong>KULLANILAN FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YAKLAŞIMLARI</strong></p>
<p>Sanal Gerçeklik, Terapatik Masaj, Dans Terapisi, Tamamlayıcı Tedaviler, Egzersiz, Kognitif Rehabilitasyon, Ergoterapik Yaklaşımlar, Müzik Terapi, Yardımcı Araç-Gereç Kullanımı</p>
<p><strong>FİZİK TEDAVİDE NELER YAPILIYOR?</strong></p>
<p>Yapılacak egzersizin hastalığın dönemine uygun olması gerekir Mutlaka bu konuda uzman bir doktor veya fizyoterapiste danışılarak kişiye özel bir egzersiz programı düzenlenmesi gerekir. Haftada üç ya da dört gün bu egzersiz programını sürdürmesi önerilir Egzersizin hastada esneklik, kuvvet, dayanıklılık ve denge artışı sağlaması gerekir.</p>
<p><strong>Isınma egzersizleri;</strong> 5 dakikalık hafif germe egzersizleriyle</p>
<p>Fizik Tedavi seansı; 20 dakikalık aerobik egzersiz (yürüme veya egzersiz bisikleti) ,Güçlendirme egzersizleri, Esneklik egzersizleri, Denge ve koordinasyon egzersizleri</p>
<p>Soğuma egzersizleri; 10 dakika boyunca germe egzersizlerinden oluşur.</p>
<p><strong>Egzersiz programına başlamadan önce:</strong> Hastanın doktoruna danışılması ve tıbbi bir kontrolden geçmesi gerekir. Eklem romatizması ve yüksek kan basıncı gibi sağlık problemleri, egzersizin güvenli olarak yapılması açısından bazı kısıtlamalara neden olabilir. Hastanın sıkılmaması için aktivitelerin çeşitlendirilmesi ve ilginç hale getirilmesi önerilir. Hastaya her aktivitenin tam olarak gösterilmesi ve hastadan bire bir takip etmesinin istenmesi gerekir. Egzersiz tipleri Hastanın yaşamı içerisinde yapmaktan hoşlandığı bir spor varsa, onu mümkün olduğunca sürdürebilmesi sağlanabilir.</p>
<p><strong>Yürüme:</strong> En ucuz ve hiçbir ekipman gerektirmeyen ve hemen her yerde yapılabilen bir egzersizdir. Özellikle Alzheimer hastalarında sık görülen dolaşma ihtiyacı için de uygundur. Mutlaka güvenli bir ortamda ve gözetim altında yapılması gerekir.</p>
<p><strong>Bisiklet:</strong> Hastada diz ve kalça problemi olmadığı takdirde ve doktor veya fizyoterapist tarafından uygun bulunduğunda egzersiz bisikleti kullanılabilir.</p>
<p><strong>Kuvvetlendirme egzersizleri:</strong> Spor salonunda veya evde yine gözetim altında düşük ağırlık ve çok tekrar prensibine dayanan küçük ağırlık çalışmaları yapılabilir.</p>
<p><strong>Güvenlik tedbirleri</strong></p>
<p>• Dış ortamda yapılan egzersizler için mutlaka güvenli bir ortamın oluşturulması ve hastanın mutlaka kontrol edilmesi gerekir.</p>
<p>• Hastanın ağırlıklarla çalışırken mutlaka gözetim altında olması gerekir.</p>
<p>• Hastanın ağırlıkları düşürmesi ihtimaline karşın, uygun kalın ayakkabılar giymesi gerekir.</p>
<p>• Hasta egzersiz yaparken konuşabiliyorsa aerobik olarak rahat bir durumda olduğu kabul edilir. Hasta egzersiz yaparken konuşmakta zorlanmaya başlarsa biraz yavaşlaması gerektiği anlaşılır.</p>
<p>• Açık havadaki aktiviteler için güneş koruyucuları ve uygun giyimin sağlanması, mutlaka bir şapka takılması önerilir.</p>
<p>•  Hastanın egzersizden önce, sırasında ve sonrasında bolca su içmesi sağlanmalıdır.</p>
<p>• Hasta kendini yorgun ve halsiz htiği takdirde, ya da herhangi bir ağrısı olduğu durumda aktivitenin durdurulması ve bir doktora başvurulması gerekir</p>
<p><strong>HER UNUTKANLIK YAŞAYAN ALZHEİMER MI OLUYORUM ENDİŞESİNE KAPILMASIN</strong></p>
<p>İlerleyen yaşlar ile birlikte yeni bilgileri öğrenmek zorlaşırken, eski bilgiler silinerek yerine yenileri konmaya başlar. Dolayısıyla yaşa bağlı olarak giderek artan bir unutma sürecine girilmektedir. Unutkanlık kişinin günlük yaşamını etkiliyorsa mutlaka sorgulanmalıdır.</p>
<p>Çoğunlukla 20-50 yaş arasındaki unutkanlık stres, yoğun iş veya okul temposu ya da yaşanan kötü bir olay durumunda ortaya çıkmaktadır. Dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü ve depresyon bu durumun başlıca sebepleridir.  Öte yandan genç yaşta ortaya çıkan unutkanlık, sürekli alınan aşırı alkol ve keyif verici madde kullanımına da bağlı olabilmektedir. Yeterli miktarda hayvansal gıda tüketmeyenlerde, vejetaryenlerde ve midesinde gastrit sorunu olan kişilerde ortaya çıkan B12 vitamin eksikliği ve guatr bezinin az çalışması (hipotiroidi) durumu da erken yaşta unutkanlık sebeplerindendir.</p>
<p><strong>SAĞLIKLI BİREYLER KORUNMAK İÇİN NELER YAPMALI</strong></p>
<p>Sosyal etkinliklere katılmak, enstrüman çalmak ve dans etmek kitap okumak, masa oyunları oynamak,</p>
<p>Yapılan araştırmalar, düşünme becerilerinin korunması ve Alzheimer hastalığı riskinin azalmasının zihinsel ve sosyal katılım gerektiren diğer faaliyetlerle ilişkili olduğunu göstermiştir.</p>
<p><strong>ZİHNİ DİNÇ TUTMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER</strong></p>
<p>Sağlıklı yaşam olarak tanımladığımız yaşam stilini benimsemeliyiz. Hayatımıza es verdiğimiz hem bedenen hem de zihnen dinlenme anları oluşturmalıyız. Bunlar meditasyon yapmak, kitap okumak, müzik dinlemek gibi derin dinlenme halleri olabilir. Bazı aritmetik işlemleri yapmakta hesap makinası kullanmadan yapmak alış-verişlerde hesapları öncesinde yapmak gibi. Geçmişin algısından ve geleceğin kaygısından uzaklaşıp günlük hayatımızda o an yaptığımız işe odaklanmak en az 3 objeyi gerçekliğiyle fark etmek gibi.</p>
<p>Belki de bu yazıyı okuduktan sonra hayatımızda değişiklikler planlarız. ‘’Ömür uzarken sağlıklı yaşlanabilmek, 40’lı yaşlardan itibaren yaptıklarınıza bağlı.’’ Bunu bilerek yaş almanız ve sağlıklı kalmanız dileğiyle…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/alzheimer-hastaliginda-fizik-tedavinin-faydalari-nedir/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan ayında nasıl beslenmeliyiz?</title>
		<link>https://pozantimedya.com/ramazan-ayinda-nasil-beslenmeliyiz</link>
					<comments>https://pozantimedya.com/ramazan-ayinda-nasil-beslenmeliyiz#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurselin Abacı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Mar 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pozantimedya.com/?p=50</guid>

					<description><![CDATA[Akıllarda bu sorular çok fazla oluyor. Birçok meslektaşım ve doktor arkadaşlarım ilk günden bu yana,  gazete yazılarında, köşe yazılarında veya televizyonda çok güzel öneriler veriyor. Bu tavsiyeleri dikkatle okuyoruz, izliyoruz. Peki, sonra ne yapıyoruz, uygulamaya geçebiliyor muyuz? Önemli olan o. Ramazan ayının ilk günü ilk oruç diyerek güzelce iftar sofraları hazırlıyoruz. Çeşit çeşit yemekler iftarlıklar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akıllarda bu sorular çok fazla oluyor.</p>
<p>Birçok meslektaşım ve doktor arkadaşlarım ilk günden bu yana,  gazete yazılarında, köşe yazılarında veya televizyonda çok güzel öneriler veriyor. Bu tavsiyeleri dikkatle okuyoruz, izliyoruz.</p>
<p>Peki, sonra ne yapıyoruz, uygulamaya geçebiliyor muyuz? Önemli olan o.</p>
<p>Ramazan ayının ilk günü ilk oruç diyerek güzelce iftar sofraları hazırlıyoruz. Çeşit çeşit yemekler iftarlıklar koyuyoruz sofraya. Tatlılar alıyoruz.  Oturup güzelce ailecek zamanlar geçiyoruz. Oruç tutmaya devam ettikçe misafir çağırıp misafirliğe gitmeye devam ediyoruz. Yine aynı sofralar hazırlanmaya, kurulmaya devam ediyor.</p>
<p>Bir ibadet olan Ramazan ayı yeme içme ayına dönüşmüş oluyor ardından da bolca kilo alıyoruz.</p>
<p>Peki, ne yapmamız lazım? Öncelikli olarak çok çeşit yemekler yapmak yerine çorba, ana yemek, salata, yoğurt ve ekmek şeklinde olacak sofralar hazırlamamız lazım. İftarlık olarak sırasıyla hurma, zeytin vb. aperatif yiyecekleri soframıza ekleyebiliriz.</p>
<p>Orucumuzu hurma veya zeytin ile açıp az miktarda su içip çorba ile devam etmeliyiz. Fazla miktarda içilen su mideyi hızlı doldurup ihtiyacımız olan besinleri tüketmemizi engelleyebilir.</p>
<p>Çorbamızı içince 5-10 dakika ara verip midemizi ana yemek için hazırlamalıyız. Daha sonra ana yemeğimizi yavaş bir şekilde yerken ara ara suyumuzu içebiliriz. Yemeğimize göre içecek olarak ayran ekleyebiliriz.</p>
<p>Kola, şalgam gibi içecekleri iftarda tüketmemiz doğru bir tercih değildir.</p>
<p>İftardan bir iki saat sonra tatlı olarak meyve tüketebiliriz. Ben tatlı olmadan yapamam diyenler ise hafta da 1-2 gün olacak şekilde sütlü tatlıları veya çok ağır olmayan tatlıları tüketebilirler.</p>
<p>Uyuyana kadar en az 1 litre su içmeliyiz.</p>
<p>Ramazan ayı boyunca yazılarımın devamı gelecektir. Takipte Kalın.</p>
<p><strong>Diyetisyen Nurselin Abacı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pozantimedya.com/ramazan-ayinda-nasil-beslenmeliyiz/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
