Yazı Detayı
10 Şubat 2022 - Perşembe 20:54 Bu yazı 708 kez okundu
 
ÖCÜ SİYASETİ
İsmail ERGİN (Sosyolog)
 
 

Öcü Siyaseti

Öcü, küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş hayali korkunç yaratık. Tabi bugün büyük büyük insanları "öteki"ne karşı korkutmak için de işe yarayan mükemmel bir kavram. Siyasette ve ideolojik yapılarda vazgeçilmez kurtarıcı.

 

Bütün iktidarlar bulundukları mevkilere kocaman vaatler ve bu vaatlere inanmış samimi, gayretkeş insanların mücadelesi sayesinde gelirler. Ve sonra her şey unutulur geriye ise nereden çıktığı belli olmayan soytarılar ile bir zamanlar halkı için verdiği sözleri ve mücadeleleri unutan krallar kalır.

 

Ey iktidar sahipleri duyun artık milletin feryatlarını! Ve inanın sizi o bulunduğunuz yere yanınızda ki zavallı şakşakçılar değil, canınız istediğinde izmarit gibi ezdiğiniz bu halk getirdi. Biliyoruz sistem bozuk balık zaten baştan kokmuş, lakin o makama çıkmadan önceki ideallerinize ne oldu da bu kadar zaman içerisinde sistemi ve yanlışlarını düzeltmek için bir şeyler yapmadınız ve bu dış güçlerin suçu muydu? Bırakın artık öcü siyasetini ve bir an önce şapkanızı önünüze koyup düşünün diyeceğim de vakit kaldı mı bilmiyorum.

 

Sistemle uğraşıp düzeltmek yerine milleti Gulyabanilerle korkutup öcü siyaseti yapmak daha kolay sanırım. Ne güzel değil mi iktidarında muhalefetinde kendine has ideolojik öcüleri var ve kendi ideolojilerinin mensuplarını bu yolla denetim altında tutuyorlar. Bizler ise halk olarak alternatife tahammülsüzlüğümüzün cezasını koyun gibi güdülerek çekiyoruz. Bizim çobanımız karşı tarafın sürüsüne ne yapmışsa doğrudur (!)

 

Bugün ki iktidarın sahiplerine ve yaptıklarına gelirsek;

Hiç mi bir şey yapılmadı? Diyorsanız elbette yapıldı lakin bir şeyler yapılırken başka bir şeyleri yıkmak sanki dengeyi bozmuyor gibi duruyor. Bunca sene akıllı bir siyasetle birçok şey düzelir ve dışa bağımlı olmadan bu verimli topraklarda halkın refahı sağlanabilirdi. Ama tabi ki önce sistem buna müsaade etmez. Çünkü bir kişinin kazanacağı dokuz pulu, dokuz kişinin o bir kişiye kazandırdığı kapitalizme karşı durmak hele hele kapitalizmin nimetleri içinde pekte kolay olmuyor sanırım. Birde o padişahım çok yaşa sesleri yok mu? O kahrolası sesler insana yanlışı da doğruymuş gibi gösterir elbet. Sanırsın ki her şey yolunda lakin şunu unutursun o şaşaanın içinde, sen icatlar yapalım, köprüler, yollar, hastaneler inşa edelim derken o yapılanların altında ezilen zavallı halkı ve onları ezen iktidar çetelerini göremez olursun. Niyetin salih olsa da yanındakiler salih olmadıktan sonra işin çok zordur fakat günü geldiğinde fatura onlara değil sana kesilir.

 

Her makam geçicidir tıpkı dünya hayatı gibi, bir bakarsın ki elinde sadece yaptıkların kalmış. İnsanları öcülerle korkutmak yerine onlara güvende oldukları hissini vermek iktidar sahiplerinin yapması gereken en iyi iştir sanırım. Belirli kurumlarla belirli makamlarla halka korku verip onları sindirmek demokrasi adına hoş olmayan bir uygulamadır.

 

Gelelim bugüne; elektrik, doğalgaz, akaryakıt vs. derken insanlar yarınları için endişeli durumda. Sözde milletin vekilleri olacak şahıslar ortalarda bile gözükmüyor. Elma! diye bağırıyoruz herhalde onlar Armut? diye duyuyorlar.

 

Muhalefet desen iktidarın değirmenine su taşıyan müzmin zavallılar. Duruma dair ne sözleri nede projeleri var. Millet açız diyor muhalefet pasta tarifi veriyor. Nasıl mı? İhtiyaçlar hiyerarşisi diye muhalefetin duymadığı bir şey var ve bu zincirde ilk sırada fizyolojik gereksinimler (besin, yemek, su, vs.) yer alıyor. Lakin muhalefet bunu unutmuş ve billboardlarında seçim vaadi olarak

"Gençler, ilk cep telefonu ve oyun konsolu alımında ÖTV ödemeyecek"

"Etnik köken, inanç, cinsel yönelim yasayla dezavantaj olmaktan çıkarılacak."

 

Yani muhalefet de kasapla koyun ilişkisini billboardlarına taşımış milletin genel ekseriyetini ve problemini görmezden gelerek ferasetini kanıtlamıştır. . Meselelere temel-acil problemlerin çözümü üzerinden değil, günlük popülist yaklaşımlar sergileyerek çözüm üretme (üretememe) potansiyellerini açığa çıkarmışlardır.

 

Gemi hikâyesini hepiniz bilirsiniz, yani hepimiz okyanusun ortasında su alan bu geminin içindeyiz hadi hep birlikte biraz daha delelim ve üsttekiler boğulsun. Nasıl düşünce ama...

 

Devlet olmak zor günlerde birlik olmayı, birlikte hareket edebilmeyi ve bu zorluğun üstesinden gelebilmek için projeler üretip paylaşabilmeyi gerekli kılar. Farklı fikirlere ise tahammülü.

 

Hükümetler ve muhalefet daha iyinin peşinde koşmak için olmalı, işleyiş için değil. İşleyiş anayasa ile koruma altına alınıp sistemli hale getirilmelidir. Gelen iktidar giden iktidardan kalanları temizlemek ve kendi müntesiplerini işleyiş mekanizmasına dâhil etmek için diğerlerini eleyerek vakit kaybetmemeli, liyakat ehilleri yerlerinde kalıp işleyişi sürdürebilmelidir. Lütfen gemi batmadan herkes şapkasını önüne koyup sonucu iyi düşünsün ve devlet olmanın gerekliliğini yerine getirsin.

 

Ne demişti II. Mahmut: Ya devlet başa ya kuzgun leşe...

 
Etiketler: ÖCÜ, SİYASETİ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fenerbahçe
29
36
2
2
9
13
2
Galatasaray
27
23
2
3
8
13
3
Adana Demirspor
24
24
1
6
6
13
4
Başakşehir FK
24
19
3
3
7
13
5
Konyaspor
24
16
2
6
6
14
6
Kayserispor
23
20
5
2
7
14
7
Trabzonspor
23
19
2
5
6
13
8
Beşiktaş
22
26
3
4
6
13
9
Alanyaspor
17
19
5
5
4
14
10
Gaziantep FK
16
19
5
4
4
13
11
Antalyaspor
16
19
6
1
5
12
12
Giresunspor
15
13
6
3
4
13
13
Kasımpaşa
15
11
6
3
4
13
14
Hatayspor
14
12
7
2
4
13
15
Fatih Karagümrük
13
24
6
4
3
13
16
MKE Ankaragücü
13
16
6
4
3
13
17
Sivasspor
11
13
7
5
2
14
18
İstanbulspor
8
12
9
2
2
13
19
Ümraniyespor
7
15
8
4
1
13
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı